İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “Cumhurbaşkanı Erdoğan”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarda bulunuyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma namazı çıkışı gazetecilerin soruları üzerine, Türkiye’nin kalkınmasını sürdürdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye bu noktada dimdik ayakta. Kimse halkımızı yanıltmaya çalışmasın. Biz güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Bugün dünden daha güçlüyüz. Yarın daha güçlü olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazını Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde kıldı. Namazın ardından cami çıkışında gazetecilerin gündeme dair sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta meydana gelen patlamayla ilgili soru üzerine, patlamanın faillerinin henüz belirlenmediğine dikkati çekti.

Konuyla ilgili Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile görüştüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki ülkenin istihbarat teşkilatlarının yöneticilerinin de karşılıklı görüşmeler yaptıklarını kaydetti.

Bu görüşmelerde patlamanın faillerine ilişkin bir bilgi olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Buna benzer alınmış bir bilgi olmadığı için de bizim 'şunlar yapmıştır, şu kuruluşlar bu işin failidir' dememiz de özellikle biz siyasilere yakışmaz. Ama bizler de takip ediyoruz. Kardeş Lübnan halkının, Lübnan yöneticilerinin bizlere vereceği bilgileri önemle takip ediyoruz. Bu gerçekten çok ama çok büyük bir felaket. Biliyorsunuz benzerini rahmetli Refik Hariri zamanında da yaşamıştık. Şimdi bu çok daha ileri seviyede böyle bir şey gerçekleşti. Bu konuyla ilgili olarak söylenenleri biliyorsunuz. Nitrat kaynaklı olduğu söyleniyor. Öbür tarafta füzelerin olduğu depolardan kaynaklı olduğu söyleniyor. Çok açık net olarak henüz bilgilendirmeler yapıldı diyemeyiz. Fakat işi bizler de takip ediyoruz.”

“KARDEŞ LÜBNAN'I YALNIZ BIRAKAMAYIZ”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da Lübnan'a ziyarette bulunup, oradaki gelişmeleri yerinden takip ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, askerî kargo uçağıyla Beyrut’a çeşitli yardım malzemeleri gönderdiklerini, askerî, sağlık malzemelerinin de gönderilen yardımlar arasında yer aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahra hastanesi türü yine aynı şekilde yardımlarımız var. Ben Sayın Cumhurbaşkanı Mişel Avn'a 'Hastanelerimiz sizin hastanelerinizdir, yaralıları bize nakletme noktasında her an yanınızdayız. Ambulans uçaklarımızla yaralıları ülkemize taşıyabiliriz' bunları kendilerine de bildirdim ve bu konuyla ilgili de Sağlık Bakanım Lübnan Sağlık Bakanıyla da görüşmelerini yürütüyor. Kardeş Lübnan'ı yalnız bırakamayız” dedi.

Beyrut Limanı’nın bölgede çok büyük önem ifade eden bir liman olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir limanın bu durumla karşı karşıya kalması hakikaten bölgede ciddi bir sıkıntının da sebebi olmuştur. Şu anda tabii buranın yeniden inşası, ihyası kaç yılı alır, onlar da ayrı bir sorun. Ama biz madden manen her şeyimizle Lübnan'ın yanında olacağız, Beyrut'un yanında olacağız. Lübnan halkının da yanında olacağız” diye konuştu.

“YUNANİSTAN İLE MISIR ARASINDA YAPILAN ANLAŞMANIN HİÇBİR KIYMETİHARBİYESİ YOK”

Yunanistan ile Mısır Arasında imzalanan Sözde Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması'nın hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yunanistan ile Mısır arasında yapılan bu anlaşmanın hiçbir kıymetiharbiyesi yok” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şimdi bir defa buralara baktığımız zaman özellikle Yunanistan'ın, Libya'yla ilgili olarak buradaki kıyıdaş olma konusunda bir alakası var mı, ne işi var orada? Mısır'ın aynı şekilde bir alakası var mı? Yok. Biz Libya ile böyle bir anlaşmayı yaptıktan sonra bunların hepsi bu işin üzerine atladılar. Tabii şimdi bize oralardan gelen bilgiler de yani ‘biz bunu size karşı yapmış değiliz, burada bir yanlış anlaşılma olmasın’ gibi bu tür bilgileri de bize yansıtıyorlar. Olsa da olmasa da biz şu anda Libya ile yapmış olduğumuz anlaşmayı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz” vurgusunda bulundu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Malta Dışişleri Bakanı Evarist Bartolo ve Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti (UMH) Dışişleri Bakanı Muhammed et-Tahir Seyyale ile geniş kapsamlı görüşmeler yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerin kararlı şekilde devam ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü anma törenleri kapsamında ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden, 15 Temmuz’da şehit düşenlerin yakınları ve gazilerle, mehter takımının seslendirdiği marşlar eşliğinde yürüyerek anıta geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz şehitleri anısına anıta çiçek bırakarak, dua etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millete Sesleniş konuşması yaparak Danıştayın Ayasofya kararını değerlendirdi

Ayasofya Camii’nin ibadete açılmasına ilişkin Millete Sesleniş konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır. İnsanlığın ortak mirası olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millete Sesleniş konuşması yaparak Danıştayın Ayasofya kararını değerlendirdi.

“AYASOFYA, YENİ STATÜSÜYLE HERKESİ KUCAKLAMAYA ÇOK DAHA ÖZGÜN ŞEKİLDE DEVAM EDECEK”

Danıştayın bugün, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesini sağlayan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptal ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna dayanarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı düzenlemesiyle Ayasofya’nın yeniden cami olarak hizmete açılmasını sağladıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece Ayasofya, 86 yıl aradan sonra yeniden, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesinde belirttiği şekilde cami olarak hizmet vermeye başlayabilecektir. Bu kararın milletimize, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının, konunun idari ve teknik hazırlıklarıyla, Diyanet İşleri Başkanlığının da dini yönüyle ilgili çalışmalara hemen başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte, Ayasofya Camisi’ne ücretli giriş uygulamasını da kaldırıyoruz. Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır. İnsanlığın ortak mirası olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya, çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecektir” dedi.

“24 TEMMUZ 2020 CUMA GÜNÜ, CUMA NAMAZI İLE BİRLİKTE AYASOFYA’YI İBADETE AÇMAYI PLANLIYORUZ”

Hazırlıkları süratle tamamlayarak, 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazı ile birlikte Ayasofya’yı ibadete açmayı planladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Temmuz’a kadar camideki çalışmaların süratle yürüyebilmesi, bir an önce bu hazırlıkların bitmesi için burada ziyaret veya gelip burayı görme gibi bir telaşın içerisine girmenin doğru olmayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira aldığım bazı haberler çerçevesinde içeride ve dışarıda gelip oralarda görüntü vermek veya gösteri yapmak bunlar doğru değil. İnşallah 24’ünde hep birlikte burada cuma namazımızı kılar ve Ayasofya’yı da o gün her şeyiyle bitmiş olarak ibadete açarız” dedi.

“TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK HAKLARIYLA İLGİLİDİR”

İçeride bazı eksikler olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eksikleri de bu arada inşallah gidermiş olacağız ve 6 ay gibi bir süre içerisinde yapacağımız bazı hazırlıklar var. Onları da inşallah o süre içerisinde bitireceğiz. Tabii öyle bir burada hazırlıklar yapıyoruz ki bu hazırlıklar içerisinde Müslim, gayrimüslim, Hristiyan dünyasından kim gelirse gelsin, hepsi geldiği zaman burada yapılan dedikoduların olmadığını, tam aksine gerçekten bizler ecdadımızdan devraldığımız mirası nasıl geleceğe taşıyacağımızın da en güzel örneğini vereceğiz” diye konuştu.

Herkesi, ülkenin yargı ve yürütme organları tarafından alınan Ayasofya kararına saygılı olmaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası alanda bu konuda ortaya konulan her türlü görüşü elbette anlayışla karşılarız. Ancak Ayasofya’nın hangi amaçla kullanılacağı konusu, Türkiye’nin egemenlik haklarıyla ilgilidir. Yeni bir düzenlemeyle Ayasofya’nın ibadete açılıyor olması, ülkemizin egemenlik hakkı kullanımından ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı neyse, başkenti neyse, ezanı neyse, dili neyse, sınırları neyse, 81 vilayeti neyse, Ayasofya’nın vakfiyesine uygun şekilde camiye dönüştürülmesi hakkı da odur. Bu konuda, görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi, bağımsızlığımızın ihlali olarak kabul ederiz. Şu anda hemen arkamda bakınız, dev bir vakfiyename vardır ve bu Fatih’in vakfiyenamesidir. Ve bu vakfiyename içerisinde ne varsa o bizim için asıldır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, nasıl diğer ülkelerdeki ibadet mekânlarıyla ilgili tasarruflara karışmıyorsak biz de tarihî ve hukuki haklarımıza sahip çıkma konusunda aynı anlayışı bekliyoruz. Üstelik bu, öyle 50-100 yıllık değil, tam 567 yıllık bir haktır. Şayet bugün inanç odaklı bir tartışma yapılacaksa bunun konusu Ayasofya değil, dünyanın dört bir yanında her geçen gün tırmanan İslam düşmanlığı ve yabancı nefreti olmalıdır” diye konuştu.

Türkiye’nin kararının, sadece kendi iç hukuku ve tarihi haklarıyla ilgili olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararın arkasında duran tüm siyasi partilere ve liderlerine, sivil toplum kuruluşlarına, milletin her bir ferdine teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethi ve Ayasofya’nın cami hâline dönüştürülmesi hadisesinin, Türk tarihinin en şanlı sayfaları arasında yer aldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görme engelli hafız Ravzanur Koçaker ve ailesini kabul etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Konya'da yaşayan görme engelli imam hatip ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Ravzanur Koçaker ve ailesini Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Kur'an-ı Kerim'i 12 ayda ezberleyerek hafız olan Ravzanur ve ailesiyle sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, aileyle anı fotoğrafı da çektirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, video konferans ile Kars Barajı Açılış Töreni’nde konuşuyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kars Barajı açılışında yaptığı konuşmada, “Eski büyüme oranlarımıza ulaşacağız. Yılın ikinci yarısıyla birlikte ekonomide gerçekten çok büyük bir ivme bekliyoruz. Küresel üretim ve tedarik zincirinde Türkiye’nin ağırlığının gün geçtikçe daha çok hissedileceği bir döneme giriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kars Barajı Açılış Töreni'ne video konferans yöntemiyle bağlanarak, katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye inşa edilen barajlar silsilesine yeni bir halka eklemenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, kısa bir süre önce de GAP'ın en önemli eserlerinden biri olan Ilısu Veysel Eroğlu Barajı’nın ilk ünitesini hizmete açtıklarını hatırlattı.

Kendi alanında ülkenin en büyüğü olacak Yusufeli Barajı’nın gövde betonunun dörtte üçünün tamamlanması töreninin de geçen günlerde icra edildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kars Barajı’nın açılışının da Koronavirüs nedeniyle video konferansla gerçekleştiğini kaydetti.

“ÜLKEMİZİN SU POTANSİYELİNİN EN VERİMLİ ŞEKİLDE KULLANILMASINI SAĞLAYACAK YATIRIMLARI BİRER BİRER HAYATA GEÇİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kars Barajı’nın bulunduğu bölgeyi daha önce görme fırsatı bulunduğunu anlatarak, “Hükûmete geldiğimizde ülkemizde toplam 276 baraj vardı. Bugün ise son 18 yıldaki 585’nci barajı ülkemize kazandırıyoruz. Aynı şekilde sulama tesislerimizin sayısını da iki katından fazla artırdık. Ülkemizin su potansiyelinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlayacak yatırımları birer birer hayata geçirdik” dedi.

Kars Barajı ile Kars ve Iğdır'ın topraklarını sulayarak verimliliğin artacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradan Arpaçay Barajı’na yapılan takviyeyle de Akyaka ve Iğdır Ovası'nda 541 dekar arazinin sıkıntısız bir sulama mevsimi geçirmesinin sağlandığını, böylece sadece bu bölgede bir yılda 603 milyon lira tarımsal gelir elde edildiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşa bedeli 330 milyon lira olan barajın, bir yılda yapılan yatırımı iki katıyla geri ödediğini vurgulayarak, sulamalar ve diğer yatırımlarla bu projenin toplam maliyetinin 2 milyar lirayı bulacağını vurguladı.

Proje kapsamındaki sulama ve elektrik üretimi tesisleri tam kapasite faaliyete geçtiğinde 475 bin dekar daha toprağın sulanarak yılda 300 milyon liralık gelir elde edileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, baraj çevresinin mesire ve dinlenme alanı olarak hizmet vereceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehrin atık sularının Kars çayına dökülmesini engelleyecek projeyi de hayata geçirerek çevre kirliliğinin önüne geçeceklerini söyleyerek, “Görüldüğü gibi ülkemize ve bölgemize gerçekten büyük katkı sağlayacak bir eser ortaya çıktı. Barajımızla serhat şehrimiz Kars'a yeni bir sembol de kazandırdığımıza inanıyorum” diye konuştu.

“TÜRKİYE'NİN EKONOMİ YOLUNDA ALDIĞI MESAFENİN SOMUT SONUÇLARI KORONAVİRÜS SALGINI DÖNEMİNDE GÖRÜLDÜ”

Türkiye'nin demokrasi ve ekonomi yolunda aldığı mesafenin en somut sonuçlarının Koronavirüs salgını döneminde görüldüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı salgın sürecini, hem sağlık altyapımızla hem gıda ve temizlik tedarik zincirimizle hem de kamu güvenliği bakımından örnek bir yönetimle göğüsledik. Bu tablo Türkiye'nin son 18 yılda sağlık yanında eğitimden adalete, güvenlikten sosyal desteklere, ulaşımdan tarıma, enerjiden sanayiye her alanda geldiği seviyenin işaretidir” değerlendirmesinde bulundu.

Salgın sonrasında yeniden şekillenecek küresel siyasi ve ekonomik düzende hedeflenen yere ulaşmada bu altyapının önemli olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, imar ve inşa yolunda attıkları her adımda engellemelerle karşılaştıklarını, yapılan her işin muhalefet tarafından ya yargıya taşındığını ya mesnetsiz iddialarla linçe tabii tutulduğunu, buna rağmen kararlılıkla yollarına devam ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye eserler kazandırırken, dev projeleri hayata geçirirken küresel düzeyde ekonomik krizlerle de karşılaştıklarını aktararak, 2008-2009 yıllarında yaşanan küresel krizin Türkiye'yi teğet geçeceğini söylediklerini, Türkiye’nin 2010-2011 yıllarında yüzde 8,5 ve yüzde 11'leri bulan büyüme rakamlarına ulaştığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önce Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları, çukur eylemleri ve sınırlarımıza dayanan terör saldırıları, ardından FETÖ'cü hainlerin 15 Temmuz darbe girişimi yine ekonomimizin hızını bir miktar yavaşlattı. Ancak yılmadık, durmadık, daha çok çalıştık. Daha çok mücadele ettik. Nitekim 2017'de yüzde 7 buçukluk büyüme rakamına ulaştık” açıklamasında bulundu.

Başkan Erdoğan, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile ortak basın toplantısında konuşuyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, "Libya’nın istikrara kavuşması, bu ülkenin komşuları ve Avrupa başta olmak üzere tüm bölgenin faydasınadır. Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz Es-Serrac, Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki görüşmeleri sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi.

“SON DÖNEMDE LİBYA'YA EN BÜYÜK DESTEĞİ TÜRKİYE VERDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac’ı Ankara’da misafir etmekten duyduğum memnuniyeti dile getirerek, koronavirüs salgınıyla mücadele sürecinde gerçekleşen ziyaretin, Türkiye-Libya arasındaki dayanışmanın gücünü bir kez daha gösterdiğini söyledi.

“Geçmişte asırlar boyunca birlikte, aynı çatı altında, kardeşçe yaşadığımız Libya ile 100 yıllık ayrılığın hasretiyle çok sağlam ilişkiler geliştiriyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemdeki varlık yokluk mücadelesinde Libya’ya en büyük desteği veren ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Libya ile dayanışmayı koronavirüs salgını sürecinde de devam ettirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeci Hafter’in sivilleri, hastaneleri, sağlık altyapısını hedef alan kalleş saldırılarına rağmen, Millî Mutabakat Hükûmeti, salgın konusunda gerekli tedbirleri aldı. Nisan ve Mayıs aylarında gönderdiğimiz çeşitli tıbbi ve koruyucu malzemelerle Libya’yı bu zor günlerde yalnız bırakmadık. Bundan sonra da kardeşlik hukukumuzun gereğini yapmayı sürdüreceğiz. Amacımız, dost ve kardeş Libya halkının tamamının, yeniden aynı idealler ve siyasi birlik etrafında toplanmasına katkı sağlamaktır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ LİBYA’NIN BİR AN ÖNCE İSTİKRARA KAVUŞMASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile Libya vatandaşlarının barış, emniyet ve refahına katkı yapacak verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerine vurgu yaparak, Türkiye’nin önceliğinin bir an önce Libya’nın istikrara kavuşması olduğunun altını çizdi.

Libya’daki krizin başından beri çözümün ancak Birleşmiş Milletler himayesinde ve Libyalıların öncülüğünde yürütülecek bir siyasi süreçle tesis edilebileceğini söylediklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sayın Serrac ve Hükûmeti, darbeci Hafter ve çetelerinin işledikleri insanlık ve savaş suçlarına rağmen, bu konuda her zaman müspet bir tutum takınmıştır. Altını çizerek söylüyorum, ‘darbeci Hafter’ ifadesini kullanıyorum, bunu boşuna kullanmıyorum. Hafter ise yakın zamanda, Libya Siyasi Anlaşması’nı reddedip ülke yönetimini üstlendiğini açıklayarak, gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. ‘Hafter’i bir kenara koymak mümkün değil’ anlayışla yaklaşım gösteren ne yazık ki devlet başkanları, devlet temsilcileri var. Onlara tekrar hatırlatıyoruz; hiçbir zaman Libya halkının sorunlarıyla ilgilenmeyen ve Libya’nın geleceğini sürekli tehdit altında tutan bir kişinin bu konuda masaya oturacak bir temsili kabiliyeti de olamaz. Bu kişi ve ona askerî, mali, siyasi destek sağlayanlar, barışın önündeki en büyük engeldir. Darbeci Hafter’i destekleyerek Libya’yı kan ve gözyaşına boğanları elbette tarih yargılayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’daki olaylarda meşru müdafaa hakkını kullanan Millî Mutabakat Hükûmeti’nin son dönemde kazandığı başarıları takdirle takip ettiklerini kaydederek, bugünkü görüşmelerde Libyalıların günlük hayatını olumsuz etkileyen ablukanın kaldırılmasının gerekliliğini de ele aldıklarını söyledi.

“LİBYA TOPRAKLARINDAKİ İŞ BİRLİĞİ ALANLARIMIZI GENİŞLETME HUSUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARDIK”

Petrol ihracatının sürmesi ve ülkenin ekonomik-mali kurumlarına dışarıdan yapılan müdahalelerin sona erdirilmesi konusunda Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile hemfikir olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeci Hafter’in Libya halkının hakkı olan petrolü, daha fazla silah almak ve lejyoner toplamak için kaçak yollardan satma girişimlerini de yakından izliyoruz. Bunun engellenmesi için uluslararası ve bölgesel tüm aktörlere gereken adımları atmaları yönünde çağrımızı tekrarlıyoruz. Libya’nın ve tüm Libyalıların refahı için kullanılması gereken petrolün, darbeciler tarafından hukuk dışı yollarla satışına izin verilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî voleybolcu Meltem Çetin’i kabul etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, evinde geçirdiği bir kaza sonrasında şu an sakat durumda olan genç millî voleybolcu Meltem Çetin ile annesi Türkan Çetin’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençler ve sporcularla yaptığı görüşmede, Meltem Çetin’in sağlık durumunu yakından takip ettiğini ve tedavisine Ankara’da devam edileceğini söylemişti.

Başkan Erdoğan, Hadımköy Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanesi’nin açılış töreninde konuşma yaptı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hadımköy Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Sadece ecdadımızın değil, coğrafyamızın tüm mirasını korumaya aldık. Hükûmete geldiğimizde sadece 460 eserin restorasyonunun yapıldığını gördük. Biz 18 yılda 5 bin 60 eseri restore ederek, milletimizin ve insanlığın hizmetine sunduk” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hadımköy Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanesi’nin açılış törenine katılarak, katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan hastanenin hayırlı olmasını dileyerek, hastanenin banisi Abdülhamid-i Sani Hazretlerini rahmet ve minnetle yâd ettiğini belirtti.

Hastane binasının yaklaşık bir asır boyunca asker hastanesi olarak hizmet verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, binanın restore edilerek yeniden şehrin hizmetine sunulduğunu söyledi.

“DR. İSMAİL NİYAZİ KURTULMUŞ, GARİPLERİN BABASI OLARAK TANINIRDI”

Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'u gençliğinde şahsen tanıdığını, desteğini ve teşvikini gördüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsmail Niyazi Kurtulmuş’un hayatına dair şunları anlattı: “Kendisi Balkan Harbi, 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi kahramanlarından aynı zamanda âlim olan Ordu Ünyeli Binbaşı Numan Kurtulmuş'un oğludur. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirip dâhiliye uzmanlığını tamamladıktan sonra hayatını bu şehirdeki tüm hastaların, gariplerin, gençlerin hizmetine adamıştır. Gariplerin babası olarak tanınması bu yüzdendir. Perşembe günleri tüm hastalara ücretsiz bakar, ilaçlarını ücretsiz verir, ihtiyaç sahiplerinin ceplerine harçlıklarını da koyardı. Babam rahmetli, beni imam hatip okuluna girmeden önce Niyazi Amcaya teslim etti. Çünkü bizim köyümüzden İsmail Niyazi Bey'in okul arkadaşı onlar Fatih'teki Fetih yurtlarında orada derslerini çalışır, babam da zaman zaman onların yanına gelir giderdi. İmam hatip okuluna girerken de beni Niyazi Amca'ya götürdü dedi ki; ‘ben oğlumu size teslim ediyorum.’ İmam hatip okuluyla da böylece tanışmış oldum. İsmail Niyazi Kurtulmuş nöbetçi oldukları zaman, gelir yurtta geceleri bizim yatakhaneyi dolaşır, kimin üstü açık, kimin kapalı bizim yorganlarımızı tek tek elden geçirirdi. Bu şekilde de bizim oradaki babalığı da onlardan ayrıca görmüş olduk.”

Merhum Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'un idealinin tüm insanlığı iyilik, güzellik, hayır, hasenat, sevgi, dostluk, kardeşlik çizgisinde birleştirmek olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1971 yılından millî saraylar hekimi olarak görevini Dolmabahçe Sarayı'nda yürütmeye devam etmesi onun medeniyetimize, tarihimize, kültürümüze, ecdada olan bağlılığının bir ifadesiydi. İlim Yayma Cemiyetinin kuruluşunda ve eğitim hizmetlerinde çok büyük katkıları vardır. Anadolu'daki yoksul ailelerin çocuklarının eğitimlerine devam edebilmeleri ve meslek sahibi olmaları konusunda ayrı bir hassasiyet sahibiydi. Bu yönüyle de tam bir vakıf insanıydı. İmam hatip okullarına ayrı sevgi beslerdi. Hekimlik görevini yürütürken 51 yaşında sınavları verip İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden mezun olması bu sevginin bir neticesiydi” dedi.

“SON GÜNLERDE BAZI KENDİNİ BİLMEZLER FETHİ İŞGAL OLARAK TANIMLAMAYA ÇALIŞIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün İstanbul'un fethinin 567’nci yıl dönümünün coşkusunu yaşadıklarını anımsatarak, şöyle konuştu: “Ecdadımız, fethi sadece toprakların ele geçirilmesi değil, asıl gönüllerin kazanılması olarak görürdü. Son günlerde bazı kendini bilmezler çıkıp, fethi işgal olarak tanımlamaya çalışıyorlar. Bunlar, inanın dört dörtlük cahili cühela. Sorun bunlara fethin manası nedir diye, bilmezler. Fetih, açmaktır. Fetih, gönülleri özellikle kazanmaktır. Ama bunlar bunu bilmezler. Ecdadımız bir yıl öncesinden başlayarak asırlar boyunca Anadolu'nun, Trakya'nın, Balkanların dört bir yanını alperenler, dervişler, gaziler vasıtasıyla önce ilmik ilmik işlemiştir. Kimlerle? Akıncılarla. Örnek ahlakları, üretkenlikleri, bilgileri, birikimleri ve çalışkanlıklarıyla ecdadın bu öncüleri tarafından hazır hâle getirilen yerlerin fethi, sadece bir formaliteden ibaret kalmıştır. İşte Fatih'in surlardan içeri girerken Rum bayanlarının 'Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz' deyişi bu hazırlığın bir ifadesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ecdadın fethettiği her yer gibi İstanbul'da da insanlık için iyi, doğru, güzel, faydalı, hayırlı ne varsa hepsine sahip çıktığına dikkati çekerek, “Ayasofya, dini bir husumetle yerle yeksan edilmek yerine daha da güzelleştirilerek fetih hakkı olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur. Diğer ibadethanelere ise dokunulmamış, ihtiyaca cevap verecek ölçüde yaşatılmıştır. Bizim bir asır önce terk etmek zorunda kaldığımız yerlerdeki camilerimiz ve sembol eserlerimiz ise kısa sürede yok edilmiştir. Bakın şu anda Atina'da bizim bir tane camimiz yoktur. Hepsi yerle yeksan edilmiştir. Ama biz İstanbul gibi bir şehirde, böyle bir yola gitmedik. Sadece bu tabloya bakarak dahi ecdadın gönlünün yüceliğini görebiliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.